Madrid Gezi & Yemek Rehberi
“Madrid’in en güzel yanı Barcelona’ya dönüşüdür.” — Bir İstanbullu

Bu yazıyı Haziran ayındaki 2 gece 3 günlük gezimizin 10 ay sonrasında yazıyorum. Madrid’den sonra Endülüs’ün başkenti Sevilla’ya trenle geçtik ama o ayrı bir yazı. Önce Madrid’e odaklanalım.
Müze ve Meydanlar Şehri: Madrid

İspanya’nın başkenti Madrid, 3 milyondan fazla nüfusuyla ülkenin coğrafi merkezinde yer alıyor. Denizden 660 metre yükseklikte konumlanan şehir, kış soğuğu ve yaz sıcağıyla ünlü. Gezilecek en uygun dönemler ilkbahar ve sonbahar.
Denize kıyısı olmayan bir şehre neden gidilir diyenler için: dünya çapında tanınan müzeleri, tarihi meydanları, güvenli ortamı, sıcakkanlı insanları ve zengin mutfağıyla Madrid, beklentilerin çok üzerinde bir şehir.
Havalimanından Şehre Ulaşım


Dört terminalli Barajas Havalimanı’ndan şehir merkezine metro ile rahatlıkla ulaşmak mümkün. Otomatlarda kredi kartıyla 10 yolculukluk bilet alabilirsiniz. Merkezi SOL meydanına kadar yaklaşık 3-5 euro arasında.
İlk Durak: Plaza Mayor

III. Felipe döneminde inşa edilen Plaza Mayor, “büyük meydan” anlamına geliyor. 129 m × 94 m boyutlarındaki dikdörtgen meydanı 237 balkonu olan yapılar çevreliyor. Tarih boyunca pazar yerinden boğa güreşlerine, futbol maçlarından halka açık idamlara kadar pek çok etkinliğe ev sahipliği yapmış. Meydanın ortasında III. Felipe’ye ait bir bronz atlı heykel duruyor. Madrid’in en turistik noktası burası.
Kalamar Sevenler İçin: La Campana Calamares
Taze ve yumuşak kalamarıyla ünlü La Campana Calamares, Madrid’in klasiklerinden. Kova kalamar, bira ve sos için 9 euro. Pişman olmayan biri olarak tavsiye ediyorum.
Mercado de San Miguel

Plaza Mayor’un hemen yanında yer alan Mercado de San Miguel, 20. yüzyılın başlarından kalma demir yapısını koruyarak Madrid’in gastronomi tapınağına dönüşmüş. İki katlı ve 1.200 metrekarelik bu kapalı pazar, yılda 10 milyondan fazla ziyaretçi ağırlıyor. İspanya’nın dört bir yanından tapaslar burada.
Almudena Katedrali


İnşaatına 1879’da başlanan katedral, başlangıçta Kraliçe Maria de la Mercedes için bir mezar tapınağı olarak planlanmıştı. İspanya İç Savaşı nedeniyle defalarca kesintiye uğrayan yapım süreci ancak 1993’te tamamlanabildi; katedral Papa II. Ioannes Paulus’un ziyareti sırasında kutsandı.
Madrid Kraliyet Sarayı

Avrupa’nın en büyük işlevsel kraliyet sarayı olan Madrid Kraliyet Sarayı, 135.000 m² alana yayılıyor ve 3.418 odası bulunuyor. Günümüzde yalnızca devlet törenleri için kullanılıyor; VI. Felipe ve ailesi El Pardo’daki Zarzuela Sarayı’nı tercih ediyor.
Biraz Soluklan: TÖTO Ice Cream & Coffee


TÖTO, esnaf tarzında çalışan küçük bir dondurma-kahve dükkanı. El ile doldurulan kaplar, az üretim, yapay tatlandırıcı ve katkı maddesi kullanılmayan organik sütler. Gördüklerim için toplam 5,7 euro verdim; değdi.
Plaza de España

2021’deki yenilemeden sonra açılan Plaza de España, Miguel de Cervantes Saavedra’ya adanmış görkemli bir anıta ev sahipliği yapıyor. Gölet içindeki Cervantes heykeli, Don Kişot’un evrensel temsiliyetini vurguluyor.
Yarım Gün Ayır: Prado Müzesi



19 Kasım 1819’da Jean de Villanueva’nın tasarımıyla açılan Prado Müzesi, 20.000’den fazla eseriyle dünyanın en önemli müzelerinden biri. Rönesans, barok, gotik, Flaman ve portre eserlerin tümünü görmek için yarım gün yetmiyor. Sabah erken gitmenizi ve en az 3-4 saat ayırmanızı tavsiye ederim. Hieronymus Bosch eserlerine ayrıca dikkat edin.
CaixaForum Madrid

Eski bir elektrik fabrikasının Caixa Bankası Vakfı tarafından 2008’de kültürel mekana dönüştürüldüğü CaixaForum’un en dikkat çekici özelliği binayı kaplayan dikey bahçe. Patrick Blanc tarafından tasarlanan bu cephede 300 farklı türden 15.000 bitki bulunuyor.
Kahve Molası: UMAMI Coffee Madrid
Nitelikli kahve ve sağlıklı atıştırmalıklar sunan UMAMI, cortado ve hamurişiyle güzel bir mola yeri. Standartların üzerinde bir yer.
1 Euroluk Tapas: 100 Montaditos

Pazar günleri tüm tapas ürünlerinin 1 euro olduğu 100 Montaditos, şehirde pek çok şubesiyle karşınıza çıkıyor. Ucuza doymak isteyenler için ideal.
Churro Aşkına: Chocolatería San Ginés


1894’ten beri açık olan Chocolatería San Ginés, Madrid’in en eski ve en ünlü işletmelerinden biri. Churros ve sıcak çikolata ikilisiyle hem sabah hem gece ziyaret edilebilir; Puerta del Sol’a yakınlığı sayesinde her an kalabalık. 2010’da Tokyo Shibuya’da şubesi açılmış, bu da popülerliğini anlatıyor.
Akşam Yemeği: Taberna El Sur



Bar tarzı atmosferiyle Taberna El Sur, yemekleriyle nam salmış bir mekan. Paella ve ahtapot ızgara menünün yıldızları; ahtapot yumuşacık ve tam kıvamında servis ediliyor. Sangria eşliğinde yemek ayrı bir keyif. Fiyatlar orta-üstü seviyede.
Atocha Tren İstasyonu


Renfe tarafından işletilen Atocha, banliyö, bölgesel, yüksek hızlı ve uluslararası hatlarıyla Madrid’in ana tren istasyonu. Asıl sürprizi avlusundaki botanik bahçe: 400 farklı türden 5.000’den fazla bitkiyle kaplı bu iç mekan, beklenmedik bir huzur noktası.
Konaklama Önerisi
SOL meydanına yakın konumdaki Hostal Persal’ı tavsiye ederim. Temizliği, ilgili resepsiyonu ve kahvaltısı (tereyağı ve portakal reçeliyle) güzel bir konaklama deneyimi sunuyor.
Bonus: Flying Tiger

Danimarka kökenli Flying Tiger, ilginç ve kaliteli ürünleriyle dünyada 1.000’den fazla şubeye ulaşmış. Alışveriş için uğramaya değer.
Konum
Madrid bol gezi meydanları, dünya ünlü müzeleri, güvenli ortamı, sıcakkanlı insanları ve zengin mutfağıyla kesinlikle tavsiye ettiğim bir şehir. Madrid’den sonra trene binip Sevilla’ya geçtik — o yolculuğu da aşağıdaki videoda anlattım.
Çıkın çıkın gidin, bol bool gezin.